28 Nisan 2015 Salı

Bir Başarı Hikayesi: Fazlıkızı

18 yorum

Bazen başınızdan geçen bir olay veya aklınıza gelen bir fikir sizi adım atmaya teşvik eder. Günümüzde bu adımlardan biri de blog yazmaktır. Neden mi? Aklınızdakileri, içinizdekileri paylaşmak istersiniz. Bşkalarının da fikirlerinizden haberdar olmak istersiniz. İlk zamanlar kendi yazdığınızı kendiniz okuyormuşsunuz gibi hissedersiniz ama bir gün bakmışsınız yüzbinlerce kişinin tanıdığı bir blogger olmuşsunuz. İşte böyle bir başarısı hikayesini paylaşmak istiyorum sizle. İster ders alın, ister feyz alın, ister kıskanın :) Size kalmış…

 

Fazlıkızı…

 

Söz konusu başarı hikayesinin arkasındaki isim Yelda Hanım ve blogu Fazlıkızı. Henüz çocuk yaşında başarısız bir denemeyle başlayan yemek macerası zamanla yapmaktan keyif alınan bir hobiye dönüşmüş ve öğrenilenler, deneyimlenenler Fazlıkızı isimli blogu ortaya çıkarmış.

 

fazlikizi

 

Blogun sahibi ve yazarı olan Yelda Hanım, yazının başında verdiğim gibi ilk zamanlarda yazdıklarını sadece kendisi okuyormuş gibi hissetmiş. Fakat belli bir süre sonra kalabalık bir kitlenin takip ettiği, blog ödüllerinde dereceler elde eden popüler bir blog haline gelmişti.

 

2010 yılından beri yayında olan Fazlıkızı; hergün binlerce kişinin ziyaret ettiği, sosyal medya hesaplarında binlerce takipçisi olan Türkiye’nin önde gelen yemek bloglarından.

 

Üstelik en.fazlikizi.com olarak yeni açtılan ingilizce bölümüyle de hem yabancı trafik çekme, hem de ülkemize özgü yemekleri yabancılara tanıtması tebrik edilecek bir hamle.

 

Fazlıkızı’nın Başarısının Altında Yatan Sebepler

 

“Yemek tarifleri” konusu en çok rekabetin olduğu konulardan biri. Fakat Fazlıkızı bu yoğun rekabet ortamında ayakta kalmayı başarmış ve konusunun en iyi, en popüler bloglarından biri olmayı başarmış. Yıllardır bloglara kafa yoran dışarıdan bir göz olarak Fazlıkızı’nın başarısının altında yatan sebepleri tespit edip sizlerle paylaşmaya çalıştım. Blog yazmaya yeni başlayanlara yardımcı olacağı kanaatindeyim.

 

- Düzenli Ve İstikralı Çalışma: Yelda Hanım blogunu ciddiye alarak içeriği güncel tutmak adına sürekli ve düzenli olarak çalışmış. Böylece düzenli okuyucunun içerik ihtiyacı karşılanmış.

 

- Araştırma Ve Geliştirme: Evet blogların da ARGE’si olur :) Fazlıkızı’na eklemek üzere yeni tarifler denenmiş, araştırmalar yapılmış, başka mecralarda bulunamayacak tarifler çıkartılarak fark yaratmaya çalışılmış.

 

- Yazı Dili Ve Tonu: İlk maddede bahsettiğim istikrar yazı dilinde de sağlanmış. Belli ki Yelda Hanım’ın yazı dili ve tarzı benimsenmiş, insanlara samimi gelmiş. Bloglar etkileşim üzerine kurulan platformlar olduğu için samimiyet çok önemli.

 

- Sade Tasarım Ve Kolay Navigasyon: İnsanlar Fazlıkızı’nı yemek tarifi öğrenmek ve uygulamak için ziyaret ediyorlar. Dolayısıyla tasarım olabildiğince sade tutularak tarif içerikleri ve görselleri ön plana çıkarılmalı. Fazlıkızı’nda bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Ayrıca tarifler kategorilere ayrılarak kullanıcının işi kolaylaştırılmış.

 

Markalaşma yolunda hızla ilerleyen Fazlıkızı’ndan feyz alarak sizi de düzenli blog yazmaya ve kullanıcılar için orijinal içerik oluşturmaya davet ediyorum. Gerisi kendiliğinden gelecektir. Buna emin olabilirsiniz.

Devamını Oku...

13 Nisan 2015 Pazartesi

Blogger İçin Yeni Facebook Sayfa Eklentisi

18 yorum

Facebook’un yaptığı resmi duyuruya göre; çoğu bloggerın yoğun bir şekilde kullandığı Facebook beğen kutusu da dahil olmak üzere 4 resmi eklentinin 23 Haziran 2015 tarihinde kapatılacağını açıkladı.

 

Blogumuzla Facebook sayfamız arasında bağlantı kurarak hem Facebook takipçi sayımızı hem de blogumuzun trafiğini arttırmaya yaran bu önemli eklentiye alternatif olarak yeni bir eklenti hemen kullanıcılara sunuldu.

 

Aşağıda detaylarını anlattığım eklentiyi ister şimdi, ister 23 Haziran’da eskisiyle değiştirebilirsiniz.

 

facebook-sayfa-eklentisi

Eklentiyi blogunuza nasıl ekleyeceğinize geçmeden önce kısaca özelliklerinden bahsetmek istiyorum.

 

- Sayfanızın kapak fotorafını ve profil fotoğrafını gösterebilirsiniz.

- Eklentinin genişliğini ve yüksekliğini ayarlayabilirsiniz.

- Sayfanızı beğenenleri gösterebilirsiniz.

- Sayfanızdaki akışı gösterebilirsiniz.

 

Eklentiyi blogunuza eklemek için Blogger kumanda panelinize giriş yaptıktan sonra Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript Gadget yolunu takip edin ve aşağıdaki kodları yapıştırarak kaydedin.

 

<div id="fb-root"></div>
<script>(function(d, s, id) {
  var js, fjs = d.getElementsByTagName(s)[0];
  if (d.getElementById(id)) return;
  js = d.createElement(s); js.id = id;
  js.src = "//connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&version=v2.3";
  fjs.parentNode.insertBefore(js, fjs);
}(document, 'script', 'facebook-jssdk'));</script>

<div class="fb-page" data-href="https://www.facebook.com/bloghocam" data-width="300" data-height="400" data-hide-cover="false" data-show-facepile="true" data-show-posts="true"><div class="fb-xfbml-parse-ignore"><blockquote cite="https://www.facebook.com/bloghocam"><a href="https://www.facebook.com/bloghocam">Blog Hocam</a></blockquote></div></div>

 

Kodlarda değiştirmeniz gereken yerler:

 

- Siyah renkle gösterdiğim yerlere kendi Facebook sayfanızın URLsini yazın.

- Yeşil renkle gösterdiğim yere blogunuzun ya da Facebook sayfanızın ismini yazın.

- Lacivert renkle gösterdiğim yerde 300 yerine eklentinin genişliğini, 400 yerine eklentinin yüksekliğini pixel değerinden yazın.

- Kırmızı renkle gösterdiğim yerde false yazan yere true yazarsanız kapak fotoğrafı gözükmez.

- Mor renkle gösterdiğim yerde true yazan yere false yazarsanız sayfayı beğenenlerin profil resimleri gözükmez.

- Gri renkle gösterdiğim yerde true yazan yere false yazarsanız Facebook sayfanızdaki paylaşımlar gözükmez.

 

Bu eklentiyle ilgili söyleyeceklerim bu kadar. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümünden sorabilirsiniz. Herkese iyi bloglar…

Devamını Oku...

26 Mart 2015 Perşembe

Blogunuzun Mobil Performansını Ölçebileceğiniz 2 Araç

26 yorum

2015 yılının , mobil sitelerin ve mobil uygulamaların yılı olacağını inkar edemeyiz. Ayrıca , Google’in nisan ayında yapacağı algoritma değişiklerinden sonra mobil dostu sitelerin öne çıkacağını duymayan kalmamıştır. Bu yüzden blogunuzun mobil cihazlardaki yüklenme hızını iyileştirmek adına responsive bir dizayna sahip olmalısınız. Bunun için gerekli önlemleri aldıktan ve responsive dizayna geçiş yaptıktan sonra blogunuzun ya da websitenizin mobildeki açılış hızını öğrenmek isteyeceksiniz. Testi yaptıktan sonra , mobil siteler için telefonunuzun neden yavaşladığı konusundaki uyarılara odaklanın.

 

Eğer neden hala mobil dostu siteler oluşturmalıyız diyorsanız , geçtiğimiz her geçen gün mobil okuyucuların sayısı artmakta hatta hali hazırda bulunan okuyucularınız bile zaman zaman sitenizi mobilden kontrol ettiğini hatırlatalım. Sitenizle ilgili bu detayları Google Analytics araçlarında bulabilirsiniz. Bunun için mobil cihazlar için de bloğunuzu ya da websitenizi optimize etmelisiniz. Kendimden yola çıkacak olursam , eğer bir websitesine telefondan girmeye çalıştığım zaman yüklenmesi aşırı bir zaman alıyorsa o siteden direkt çıkarım. Eminim birçoğunuz da böyle yapacaktır. Çünkü 2015 yılındayız ve insanlar artık bir saniye bile beklemek istemiyorlar.

 

Lafı daha fazla uzatmadan , sitenizin mobil cihazlar tarafından ne kadar sürede yüklendiğini , eksiklerini ve artılarını öğrenebileceğiniz siteleri paylaşacağım.

 

Google page speed insights

 

google-page-speed-insights

 

Google’in resmi aracı olan Google page speed insights , sadece mobil yüklenme hızını ölçmekle kalmıyor aynı zamanda birçok performans ölçümü ve taktiği ile size yol gösteriyor. Google’ın bu aracını kullanarak , Google tarafından tavsiyeler alarak kullanıcılarınızın mobil deneyimini daha da iyileştirebilirsiniz. Kullandıktan sonra siz de göreceksiniz. Websiteniz tarandıktan sonra düzeltilmesi gerekiyor , düzeltmeyi düşünün ve X adet kural başarılı şeklinde 3 ayrı şekilde size geri dönüş veriyor. Kesinlikle bu araç ile sitenizin mobil uyumunu test etmelisiniz. Bu araç genellikle geliştiricileri hedef alıyor fakat eğer websiteniz için tuttuğunuz bir geliştirici varsa ondan bu aracı kullanarak test yapmasını rica edebilirsiniz. [ Google page speed insights’a göz at ]

 

GTMetrix

 

gtmetrix

 

GTmetrix sitenizin Android cihazlardaki yüklenmesini test etmek için güzel bir websitesi. Denemek için ücretsiz bir hesap açmanız yeterli. Blogunuzun “Chrome , Android , Galaxy Nexus” hangisindeki hızı sizin için önemliyse onu seçin ve test edin. Maalesef şimdilik bu araç test aşamasında ve sadece Android cihazlardaki yüklenme hızını destekliyor. Fakat , yine de websitenizin mobil dostu olduğunu test etmeye başlamak için güzel bir nokta.

 

Eğer responsive bir temaya ya da mobil tasarıma sahip değilseniz , en azından 3G ya da 2G gibi çok hızlı olmayan bağlantılar için sitenizin yüklenmesinin çok uzun sürmemesine dikkat edin. [ GTMetrix’e göz at ]

 

Yazar Hakkında : Bu yazı BlogHocam okuyucuları için Mustafa ALP tarafından yazılmıştır. Genellikle Android alanında makaleler hazırlayan yazarın diğer yazılarına göz atmak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Devamını Oku...

13 Mart 2015 Cuma

Murat Dalkılıç Galaxy S6'yı Sizin İçin Keşfetti!

11 yorum

Murat Dalkılıç, Barcelona'da gerçekleşen görkemli Samsung Galaxy S6 lansmanına gitti.  Yaşadığı eğlenceli anları, inanılmaz deneyimleri ve Galaxy S6’nın şahane özelliklerini sizin için anlattı.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Devamını Oku...

26 Şubat 2015 Perşembe

Blog Hocam 4 Yaşında!

77 yorum

Şuıan okumakta olduğunuz blogu ne zamandır takip ediyorsunuz bilmiyorum ama bu blog tam 4 yıl önce “Blog Hocam’a Hoşgeldiniz!” başlıklı yazıyla başlamıştı yayın hayatına. 4 yıl önceki o yazımda kendimden, Blog Hocam’ı neden ve nasıl kurduğumdan, neler paylaşacağımdan vs. bahsetmiştim. O günlerde BH’nin bu kadar uzun zaman aktif olarak yayında kalacağını ve bu kadar geniş bir kitleye ulaşacağını hayal bile etmemiştim. Zira o günlerde ne bloglar ne de blog yazarlığı bu kadar yaygın değildi.

 

BH’nin bu dördüncü doğum gününde teşekkür etmek ve sizlerle paylaşmak istediklerim var elbette ama bunlara geçmeden önce BH ile yeni tanışanlara geçtiğimi 4 yılda benim ve BH’nin başından geçenleri kısaca hatırlatmak istiyorum.

 

dogumgunu

 

4 Yıl Böyle Geçti…

 

Şubat 2011’de kurduğum Blog Hocam, dönemin blog yazarlığı hakkında güncel yayın yapan ilk blogu olduğu için ve yoğun netwoking çalışmalarım sonucunda kısa sürede ciddi ziyaretçi sayılarına ulaşmıştı. Zamanla yorumlar ve mailler ile okuyucu-yazar etkileşimini kurmayı da başarmıştım ve herşey yolundaydı. Okuyuculardan gelen istekler ve benim çizdiğim yol haritası doğrultusunda düzenli olarak özgün yazılar yazıp yayınlıyor, karşılığında güzel tepkiler alıyordum. Blog yazarlığı hakkında blog yazmak oldukça keyifliyken ve herşey yolunda giderken mahkeme kararıyla Blogger’a erişimin egellenmesi ben dahil tüm Blogger platformunu kullan blog yazarlarının ziyaretçilerini ve heveslerini kaybetmeye neden olmuştu.

 

Erişim engelinin kalkmasının ardından kısa sürede eski aktifliğine ve güncelliğine kavuşturmayı başardığım Blog Hocam, gün geçtikçe okuyucu sayısını, ziyaretçi sayısını, nitelikli yorum sayısını arttırdı ve ülkenin önde gelen bloglarından biri oldu. Bununla birlikte reklam ve sponsorluk teklifleri de arkaya arkaya geldi doğal olarak. Önce çeşitli çekilişler düzenleyerek kendim kazanmak yerine okuyuculara çeşitli hediyeler dağıttım. Onlarca kişiye ufak tefek bazı hediyeler dağıttım sponsorların destekleriyle. Fakat bu iyi niyetimin suistimal edildiğini ve ilginin azaldığını görünce reklam ücretlerini kendi cebime atmaya başladım :) Çünkü bu ücretler aylık 700-800 liranın üzerine çıkmaya başlamıştı. Bu devirde fena para değil.

 

Daha sonra blogun sahibi tek sabit yazarı olan benim hayatımdaki ciddi değişiklikler Blog Hocam’ı da ister istemez etkiledi. Bu değişiklikler neler miydi? Öncelikle 2003 yılında tanıştığım ve o günden beri her şartta beni seven, yanımda olan kadınla evlendim. Hak verirsiniz ki bekar ve tek yaşayan bir erkeğin bloga veya özel zevklrine ayırdığı vakitle evlendikten sonra ayırdığı vakit aynı olamıyor. Yeni düzenime alışana kadar da  BH’yi ihmal ettim haliyle.

 

Fakat Blog Hocam’a hem okuyucuların, hem de sponsorların ilgisi giderek artmaya devam ediyordu. Bu yüzden bazı fedakarlıklar yaparak blog yazmaya ve yönetmeye tekrar vakit ayırmaya başlamıştım ki bir radikal gelişme de iş hayatımda oldu. Mevcut işimi, okulunu bitiren kız kardeşime devrederek bambaşka bir sektörde yepyeni bir maceraya atıldım. Ne yazık ki hala istediğim düzeni oturtamadım. Bu nedenle halen Blog Hocam’a yeteri kadar vakit ayıramıyorum.

 

Fakat herkes şunu bilsin ki 4 yıllık emeği kaderine terk etmeye hiç niyetim yok. Er ya da geç Blog Hocam eski aktif günlerine dönecektir.

 

 

Var Olun…

 

Rakamlara, istatistiklere hiç girmeden BH’nin 4 yılını kısaca özetledikten sonra teşekkür kısmına geçmek istiyorum. 4 yıl boyunca Blog Hocam’ı ziyaret edip yazılarımı okuyan, okuduğu yazıları değerli bulup tekrar ziyaret etmek üzere sık kullanılanlarına ekleyen, sosyal medya veya diğer kanallar aracılığıyla takip eden, yorumları ve mesajlarıyla beni motive eden tüm Blog Hocam ziyaretçilerine teşekkür ederim.

 

Blog Hocam’ı değerli görüp sponsor olmak veya reklam vermek isteyen tüm firmalara, site sahiplerine, dijital pazarlama çalışanlarınaGoogle’a ve Bumerang’a teşekkür ederim.

 

Blog Hocam için içerik üretmeye yeteri kadar zaman ayıramadığım son dönemde misafir yazılarıyla blogu ayakta tutan tüm değerli blogger arkadaşlarıma teşekkür ederim.

 

Son olarak blog yazarlığına olan ilgimi ve Blog Hocam’a ayırdığım vakti anlayışla karşılayarak hiç bir gün sorun çıkarmayan eşime sonsuz teşekkür ediyorum.

Devamını Oku...

9 Şubat 2015 Pazartesi

Blogunuz İçin İdeal Yazı Yayınlama Zamanı

44 yorum

Sosyal medya ile ile ilgili takip ettiğim yerli ve yabancı kaynaklarda çokça paylaşılan bir infografik dikkatimi çekmiş, kafamı kurcalarmıştı. Paylaşılan infografik ve postlarda bloglar, Facebook, Twitter gibi sosyal platformlarda paylaşım yapılacak en iyi gün ve saatlerden bahsediliyordu. Fakat ben bu konuyla ilgili denk geldiğim her paylaşımın altına bu bilgiye katılmadığım ve doğru bulmadığım yönünde yorumlar bırakmıştım. Çünkü her blogun, sosyal medya hesabının konusu, takipçi kitlesi, demografisi vs birbirinden çok farklı. Dolayısıyla bu konuya bir standart getirmeyi doğru bulmuyorum.

 

Peki her blogger kendi blogu için en ideal yazı yayınlama gün ve saatini nasıl belirleyebilir?

 

%100 isabetli olmasa bile bunun bir yolu var. Google Analytics ile blog yazılarınızı yayınlamak için ideal gün ve saati tespit edebilirsiniz. Bunun için özel bir rapor oluşturmalısınız. Haydi başlayalım…

 

1. Adım: Google Analytics’e giriş yaparak sayfanın üst tarafındaki Özelleştir linkine tıklayın.

01

 

2. Adım: Açılan sayfada Yeni Özel Rapor butonuna tıklayın ve özel rapor oluşturma işlemine başlayın.

02

 

3. Adım: Şimdi detaylı ayarların yapılacağı sayfadayız. Burada Başlık yerine raporunuza ait bir isim yazın. Örneğin ben “BH İdeal Zaman” yazdım.

03

 

4. Adım: Metrik Grupları bölümünden metrik ekle diyerek Kullanıcılar > Oturum metriğini ekleyin.

04

 

5. Adım: Ayrıntılı Detay İnceleme bölümünde boyut ekle diyerek Zaman > Haftanın Günün Adı ve Günün Saati boyutlarını ekleyin.

05

 

6. Adım: Son olarak Görünümler kısmından hangi blog için bu raporu uygulayacağınızı seçerek Kaydet butonuna tıklayın.

06

 

7. Adım: Açılan sayfada sağ üst bölümden raporu hangi tarihler için göstermek istediğinizi seçtikten sonra sayfanın alt tarafında blogunuza hangi gün ne kadar giriş yapıldığını göreceksiniz.

07

 

8. Adım: En çok ziyaretçi gelen günü öğrendk. Şimdi sıra saatte. Bunun için pazartesi yani Monday’e tıklıyorum. Burada hangi tarih ve saatte ne kadar ziyaretçi girdiğini görebiliyoruz. Burada son 2 hane saati gösteriyor. Ekran görüntüsünü incelediğinizde Blog Hocam’a en çok ziyaretçinin saat 16’da geldiğini görebilirsiniz.

08

 

Sonuç olarak Blog Hocam için en ideal yazı yayınlama tarihinin Pazartesi günleri ve saat 16:00 civarı olduğunu istatistiksel olarak görebiliyorum. Aynı yöntemi kullanarak siz de kendi blogunuz ideal yazı yayınlama zamanını öğrenebilir hatta benzer yöntemi diğer etriklere uygulayarak blogunuz hakkında başka detaylara da ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

26 Ocak 2015 Pazartesi

“Kişisel Blog” Kavramının Hakkını Veren Blog

48 yorum

Kişisel blog yazmak zor iş. “Kişisel blog” adı altında yayın yapan her blogun aslında kişisel blog olmadığını, gerek içeriği, gerek de yazım diliyle bazı kriterleri karşılaması gerektiğini söylemiştim. Bu yazımda başarılı bir kişiesl blog olduğunu düşündüğüm bir blogdan ve bu blogun uzun zamandır BH takipçisi olan yazarından bahsedeceğim.

 

Bahsetmek istediğim blogun adı Bloggokhantekin.com ve bu blogun yazarı blogun isminden de anlayacağınız gibi Gökhan Tekin. Blogun içeriğine geçmeden önce yazar arkadaşımızdan ve blogunu neden açtığından kısaca bahsetmek istiyorum.

 

gokhan-tekin

 

Gökhan Tekin Ve Blogu

 

1986 Hatay doğumlu olan Gökan Tekin kuhasebe mesleğiyle uğraşmasına rağmen çoğumuz gibi web dünyasının cazibesine kapılmış ve çeşitli web sitesi oluşturma girişimlerinin ardından Şubat 2014 tarihinde şuanki kişisel blogu olan Blog Gökhan Tekin’i kurmuş.

 

Blogunu kurma nedenini ise şu şekilde anlatıyor Gökhan Tekin:

 

Öncelikli amacım insanlara faydalı olabilmek , kendimi blog yazarlığında geliştirmek yeni ve özgün yazılar yazmak , yaşadığım olaylar karşısında nasıl çözümler buluyorum neler yapıyorum en zor zamanlarda dahi neler yapıyorum onlardan bahsedeceğim. her blog yazarı mutlaka kendini geliştirdiği konuda blog yazarlığı yapar yani blog'unda daha çok mesleğiyle veya uzman olduğu alan ile ilgili makaleler yazar benim mesleğimde muhasebe bende her zaman olmasada arada sırada muhasebe ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağım.

 

Kendi özel alan adına sahip olmasına Blogger alt yapısını kullanan Gökhan Tekin bunun nedenlerini şu şekilde sıralamış:

 

- Üyelik sistemi çok kolay ve Türkçe olduğu için

- 1 adet üyelik ile birden fazla blogger açabildiğim için

- Google'ye ait bir sistem olması ve güvenlik açısından çok iyi bir özelliğe sahip olduğu için

- Seo açısından ve index hızının çok hızlı olmasından dolayı

- Ücretsiz olduğu için ( fakat ben  ....blogspot.com. uzantısının görünmesini istemediğim için özel domain alarak yönlendirme yaptım sadece hosting almadım hosting'i Google'den kullanmış oluyorum)

- Beğendiğim bir Blogger widget'ini kolayca uygulayabildiğim için

- Yazı , resim ve video eklemesinin kolay olmasından dolayı

- Şablonda bir düzeltme yapacağım zaman bunu kolayca yapabildiğimden dolayı

- Yedekleme işlemini kısa sürede yapabildiğimden dolayı ve çok basit olmasından dolayı

 

Neden Blog Gökhan Tekin’i Takip Etmenizi Öneriyorum?

 

Yukarıda da değindiğim gibi Gökhan Tekin kişisel blogunda kendi hayatı, düşüneleri, yaşadıkları, deneyimleri hakkında samimi ve akıcı yazılarıyla blogunu güncel tutarak kişisel blog kavramının hakkını veriyor. Bunların yanı sıra blog yazarlığı ve Blogger ile ilgili tecrübelerini de zaman zaman palaşıyor. Kendi deneyimleri olduğu için özgün ve faydalı içerikler olauyor bunlar. Birkaç örnek vermek gerekirse;

 

- Bir zamanlar kullandığı orijinal ve şık yazar bilgi kutusunun kodlarını blogunda herkesle paylaşmış.

 

- Şurada ve şurada bloglarının vazgeçilmez öçğelerinden menü paylaşımları yapmış.

 

- Yine blogların vazgeçilmez öğelerinden olan sosyal medya butonları için de şurada ve şurada iki farklı alternatif sunmuş.

 

- Gökhan Tekin’in blogunda Blogger eklentilerinin yanı sıra ilginizi çekeceğini düşündüğüm blog yazarlığı ile ilgili ipuçları ve deneyimleri de okuyabilirsiniz. Örneğin içerik & tasarım ikilemi ile ilgili yazdığı şu yazıyı okyup tartışmaya katılabilir, blog yazmanın kendisine neler kazandırdığını okuyabilir veya blog yazarken dikkat edilmesi gerekenleri anlattığı şu videoyu izleyebilirsiniz.

 

Benim Blog Gökhan Tekin ile ilgili söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. bloggokhantekin.com adresini ziyaret ederek blogun diğer yazılarını keşfetmek sizden.

Devamını Oku...

19 Ocak 2015 Pazartesi

Bloglar Ve Renkler

24 yorum

Blogunuzda kullandığınız renkler blogunuzun başarısını etkileyebilir! Blogunuzun yayın yaptığı alana uygun renklerin kullanımı, bu renklerin birbiriyle iletişimi ve renklerin blogunuzla özdeşleşmesi önemlidir. National Geographic ve sarı rengi düşünün, ya da Starbucks'la yeşili. Başarılı bir blogunuz olursa ve renk kullanımına da dikkat ederseniz neden sizin blogunuzla özdeşleşen bir renk ziyaretçilerinizin aklında kalmasın. Örneğin Blog Hocam turuncu ve yeşil renkle özdeşleşmiştir.

 

blog ve renk

 

BLOGUNUZA UYGUN RENK NASIL SEÇİLİR?

 

Öncelikle en sevdiğiniz rengi, tuttuğunuz takımın renklerini unutun! Blogunuzun yayın yaptığı alanı düşünün. Hemen her sektörle ilgili kalıplaşmış renkler vardır bu renkleri kullanmaktan korkmayın. Evet klişe olanı yapın gibi bir anlam çıkıyor fakat yapın! Neden mi? Blogunuza bakıldığı zaman neredeyse tek satır dahi okunmadan yayın yaptığınız alan anlaşılmalı.

 

BLOG ÇEŞİTLERİ VE RENKLER

 

Kişisel bloglar: Renk seçimi bakımından en özgür olduğunuz blog türüdür. Bununla birlikte başta belirttiğimiz renk seçimi ihmal edilmemelidir. Seçtiğiniz renklerde bir süreklilik olmalıdır. Kişisel blogunuz sizi yansıttığı için ististna olarak en sevdiğiniz renk, sizi yansıtan renkler seçilebilir. Dikkat edilmesi gereken nokta ise şu olmalıdır; temanızı belirlerken o anki ruh halinizi bir kenara bırakın, o gün çok neşeliyseniz neşeyi çağrıştıran sarı, turuncu gibi renkleri seçmeyin aynı durum moraliniz bozukken de geçerli. Uzun vadede düşünün.

 

Teknoloji blogu: Teknoloji üzerine bir blog düşünüyorsanız mavi, gri gibi renkler en güçlü seçeneklerinizdir.

 

Kültür Sanat blogu: Bu alanda yayın yapan bir blogunuz varsa sarı, kahverengi, kırmızı, turuncu gibi renkler ve tonları uygun olacaktır.

 

Moda blogu: Renk seçimi konusunda diğer alanlara göre daha özgür olduğunuz bir alandır. turuncu, siyah, mor gibi renkleri tercih edebilirsiniz.

 

Alışveriş blogu: Alışveriş bloglarında kırmızı, mavi tercih etmeniz gereken renkler arasında. Sarı ise alışveriş temasına oldukça uygun.

 

Sağlık blogu: Renk seçimi konusunda fazla seçeneğiniz olmadığı bir alan diyebiliriz. Beyaz, kırmızı renkleri mutlaka olmalıdır desek abartmış olmayız. Yeşil de doğayı, sağlığı çağrıştırdığı için tercih edilebilir. Mavi ve siyah da kullanılabilir.

 

Yemek blogu: İştah açan kırmızı rengi kullanmanız gereken renklerden. Yemek tariflerinizin sağlıklı olduğunu vurgulamak için beyaz, doğal olduğunu işaret etmek için yeşili kullanabilirsiniz.

 

Eğlence blogu: Renk seçimi konusunda özgür olduğunuz bir blog türüdür. Sıkıcı, ciddi görünen renklerden kaçındıktan sonra başarılı seçimi yapmak çok kolay. Sarı, turuncu, mor tercih edilebilecek renklerden.

 

Spor: Mavi, gri, siyah, kırmızı uygun seçenekler. Blogunuzun içeriği belirli bir spor üzerineyse o sporu temsil eden renkler aşağı yukarı bellidir onları tercih etmek de doğru bir seçenek olacaktır. Örneğin futbol için çim yeşili, basketbol içinse kahverengi ilk olarak tercih edilebilecek renklerdendir.

 

SONUÇ

 

Doğru ya da yanlış seçimler olsa da blogun renklerinin belirli olması her zaman avantajdır. Renklerin tonlamalarında değişiklikler yapabilirsiniz. Çok sık olmamak şartıyla bu renkleri değiştiredebilirsiniz. Yukarıdaki renk önerilerinin tam zıttını da yapabilrsiniz bu direkt başarısız olacağınız anlamına gelmiyor. Sıra dışı bir blog tasarımı yaparak şaşırtabiliir, bu dezavantajı lehinize de çevirebilirsiniz. Sadece işiniz biraz daha zor olacaktır, ama imkansız değil.

 

Yazar Hakkında: Haber Tava ekibi 13 kişiden oluşur ve habere hem sunum hem de içerik bakımından farklılık katmak ister. Haber Tava tarafsız gazeteciliği ve basın ilkelerini benimsemiş her geçen gün daha da ileriye gitme amacıyla çabalarını aralıksız sürdürmektedir.

Haber Tava'yı okumak için http://www.habertava.com

Facebook: https://www.facebook.com/habertava

Devamını Oku...

12 Ocak 2015 Pazartesi

Blog Hayatından Pozitif Düşünmek

32 yorum

Bir şeye nasıl bakarsan onu görürsün anlayışının olumlu tarafına bakmaktır pozitif düşünmek. Yani ''iyi düşünürsen iyi olur '' anlayışıdır pozitif düşünme anlayışı. Blog yazarken pozitif düşünmek ne işe yarayabilecek faydalı ve gelişiminizi geliştirmeyi planladığım başlıkları  inceleyeceğiz.

 

Blog yazarlarının en büyük sorunudur spesifik düşünememek. Bende bu sorunu yaşadım ve birazdan yazacağım uygulamalar benim spesifik olup , tarz yaratmamı sağlayacak olgulardır. Çoğu blog yazarı büyük bir heves ile açtığı bloğunu yarı yolda terk eder. Öksüz kalmış blogların örneği oldukça fazla. Amerika'da bloglara verilen değerin %25 inden fazla değer verilmiyor bloglara. Aslında günlük gazete alıp okumak neyse beğendiğiniz blogları takip etmekte aynı anlama gelir. Güncel kalmak için bloglardaki yazarların paylaştıklarına ihtiyacınız vardır. Çok bloglar çöp olmuş olsa da onların arasından ayrılıp çıkanlar gerçek, değerli, öğretici, faydalı bloglar olduğunu söylemek isterim.

 

pozitif

 

Acemilik dönemini atlatan blog yazarlarının en büyük sıkıntısı ise özgün konu bulamamaktan geçer. Ve her yöne yönelmeye başlar. Bu ise bloğunun belli bir konusu olmadığını gösterir. Bu durumda Sanat seven bir ziyaretçi senin sitene girdiği zaman, futbol ile ilgili bir makale gördüğünde o siteden çıkması işten bile değil. Tamam belki tek bir konu üzerinden gidemeyebilirsin ama, birbirinden bağımsız, alakasız konular seni ziyaretçi yokluğuna sürükler. Şöyle bir bakalım.

 

Tiyatro ve Sinema kategorileri birbirinden farklı şeyler olsa da işlevleri yakın olduğu için ziyaretçiye abes görünmez. Aksine belki onu Sinema alanından tiyatro alanına da çeker.

 

Sanat ve Spor kategorileri ne kadar anlamsız değil mi. Senin ziyaretçin senin futbol, basketbol, voleybol ile ilgili yazılarını okumaya geliyor. Ama siteyi açtığında karşısında Mona Lisa'nın bilinmeyen gerçekleri adlı bir başlık onu ne kadar tatmin eder bilinmez.

 

Bu konuları biraz açıkladıktan sonra blog yazarken içerik üretmeniz için pozitif düşünecek bir kaç nokta üzerinde duracağım.

 

Faydalı yazılar yazmaya özen gösterin

 

Eğer bloğunuza geri dönüş, sadık ziyaretçi istiyorsanız başlamanız gereken ilk yer faydalı konular hangileridir sorularını sormak olacaktır. Bu sorunun cevabını kendinize verebildiğiniz bir konu var ise o konu üzerinde yoğunlaşmanız ve farklı yerlerde aynı konu başlıklı yazı var mı diye göz atmalısınız. Sebebi ise onu kopyala yapıştır yapmak değil ondan daha güzel bir şey yazmak içindir. Yani ilk önce rakibini tanı ve onu egale et.

 

Yazmak için yazmayın

 

Bazen aklımıza bir şey gelmediğinde bu gün bloğum boş kaldı, bir şeyler yazmalıyım, kopyala yapıştır mı yapsam ? diye düşünceler geçirmeyin aklınızdan. Bir ziyaretçi sitenize girdiğinde ne kadar makale yazdığınıza değil, nasıl makale yazdığınıza, yazının akışına bakar. Zaten yazılarınızı beğeniyorsa her gün sitenizi ziyaret ederek yeni bir makale yazıp yazmadığınızı kontrol eder. Bunlar sadık ziyaretçilerdir. Onlara sahip çıkın.

 

Enerjik olun

 

Bir makale yazmak istediğinde ruh halin seni etkileyen en büyük etkendir. Eğer moralin bozuk canın sıkkın ise o kullanacağın klavyeden güzel , akıcı , faydalı bilgiler çıkmayacaktır. Boşuna zamanını harcarsın. Eğer enerjik olup olaylara pozitif bakarsan hemen başının üstünde bir lamba yanacaktır. İşte o senin konun olacak. Dikkat et enerjik olduğun zaman yazın o kadar akıcı olur ki sen bile kendine dur demekte zorlanırsın.

 

Sakin olun

 

Belki Yukarıda ki madde ile çelişiyor diye düşünen okuyucular olabilir ama ne var ki enerjik olmak ile sakin olmak arasında uçurumlar arasında büyük fark var. Oturdunuz bilgisayar, tabletin başına kafaya yazı yazmayı koydunuz. İnat ettiniz, ben bu gün makale yazacağım dediğiniz zamanlar olabilir. İlk önce sadece derin bir nefes alın ve kendinize Sakin ol ''x'' sakin ol ''y'' komutunu verin ve kafanızı dağıtacak şeyler yapmaya özen gösterin. Pozitif düşünün ani karar vermek sizi bloğunuzdan soğutur. Sakin olun ve neler insanlara faydalı olabilir , ben hangi alanda yazabiliyorum , ben yazabiliyor muyum sorularını kendinize sorarak hatayı kendinizde aramaya devam edin. Çünkü bu sizi geliştirici bir hamledir.

 

Müzik dinleyin

 

Eğer çok ciddi bir konu hakkında eleştiri, sitem gibi konulardan bahsetmeyecekseniz slow parçalar açarak ruhunuzun dinlenmesine yardımcı olun ve yanınıza sevdiğiniz bir içeceğinizi alarak bu işi zevkli hale getirin. Bir işi severek yapmanın meyvesini gelen ziyaretçilerin yazılarını okuyarak yorum attığı zaman alacaksın, senden mutlusu olmayacak, için içine sığmayacak belki de.

 

Uzun yazmaktan kaçmayın

 

Eğer , uzun yazarsam okuyucular benden sıkılır okumadan çıkar diye düşünürsen, yanlış düşünmüş olursun. Bir yazı ne kadar özgün ve ne kadar faydalı ise o kadar okunur. Okuyucu bilgiyi hızla sömürüp siteden çıkmak ister. Fakat sen bilgiyi bir pastanın aynı dilimleri şeklinde dağıtmaya önem gösterirsen okuyucu zaten yazını zevk alarak okuyacak ve sıkılmayacaktır. Nitekim sende bu yazıyı şu an okuduysan demek ki sıkılmamış ve faydalı bir şeyler öğrendiğini düşündüğün için devam etmişsin. Hem ''Google amca'' da uzun makaleleri arama sıralarında üste koymayı çok seviyor.

 

Yazının çizgisini bozmayın

 

Eğer yazına başladığında devam etmekte zorlanıyorsan o yazını silmelisin ve yeniden düşünmelisin. Eğer yazıya başladığın yer ile bitirdiğin yer SANAT ve SPOR örneğinde verdiğim gibi ise okuyucunun kafası karışır ve bu senin imajını zedeler. Belli bir çizgide dur ve o çizgiyi bozma. Mesela ben blogda pozitif düşünme konusundan girdim ve yazıma pozitif düşünerek neler yapabileceğin hakkında örnekler verdiğim çizgiden şaşmamaya çalışıyorum. Başarabiliyor muyum her zaman değil , bazen konunun dışına çıkmak gerekiyor, bunu yaptığında ise çizgiyi bozdun demek, yani çizgine geri dönmelisin.

 

Yazar hakkında: Necati karakaş, 22 yasında üniversite son sınıf ögrencisiyim. Psikoloji eğitimi aldığım için hangi konularda nasıl davranmanız gerektiği hakkında yazılar yazdığım blogumda güncel konuları yazmaktan zevk alıyorum. Konuşan Adamlar isimli Bloğumda faydalı olabilecek yazılar yazmaya devam ediyorum.

Devamını Oku...

5 Ocak 2015 Pazartesi

Google de Birinci Sırada Çıkmanın Sırrı!

86 yorum

Google de birinci sırada çıkmanın sırrı çözülmüş olsa, ve her yazdığınız makale ile google aramalarda ilk sayfada çıksanız, müthiş bir keyif alırdınız değil mi? Google aramalarında bir kez ilk sırada çıktığınızda artık geriye dönüş yoktur. Evet sonunda hak ettiğim yerdeyim der ve geriye yaslanıp, Google Analytics den Gerçek Zamanlı sekmesine basıp tadını çıkartmaya başlarsınız. Bir hangi içeriğe girildiğini merak eder, bir trafik kaynağına bakarsınız. Arada birde mobil mi? Masa üstü mü? Google da birinci sırada çıkmak hazırlıksız yakalanan blog yazarının aklını başından alır.

 

İlk sayfa da bile çıkmanın yanına yaklaşamayan yüz binlerce yazar varken, nasıl Google Birinci Sırada Çıkmak dan bahsedersin diyenleri ve haklı isyanlarını duyar gibiyim. İçimizden bazıları da ne isyanı ver artık şu formülü diyor. Arkadaşlar içiniz rahat olsun bunun formülünü vereceğim. Fakat yıllarca kafa patlatıp ele geçirdiğim bu formülü her halde ilk satırlarda açıklayacak değilim:). Şundan emin olun. Yazı bittiğinde sizde Google aramalarda ilk sırada çıkmanın keyfini yaşamaya aday bir yazar olacaksınız.

 

Hayal değil gerçek örneklerle, Google da ve diğer arama motorlarında ilk sırada çıkan yazılarım ile size yol göstermeye çalışacağım. Sizden ricam bu olayı sadece bir kez önce hayal etmeniz. Gözlerinizi kapatın. Sitenizdeki sayfa sayacının delirmiş gibi saniyede bir attığını düşünün. Hayali bile yetti değil mi? Gelsin ilk sıralar, ziyaretçiler, İnternet alemi admin görsün, blogger görsün. Sen değil miydin Google aramalardan günde 2 tekil gönderen? Şimdi yaktım çıranı Google efendi. Çıkarma beni ilk sırada da göreyim. Hayal etmeye devam. Delinin biri bu formülü ele geçirse. Çok gizli algoritmaları çözse, ne bileyim yada Türk usulü bir aracı koyup, Google merkezden bu tekniği sızdırsa.

 

Bunu hayal eden arkadaşlar yazımızı okumaya devam etsin. Hayal etmeyenler için yazının son cümlesi bu olsun. Biz geride kalanlar ile devam edeceğiz. Hayal etmek başarıya giden yolda yanımızdan ayırmayacağımız bir yol arkadaşı olacak. Hayal gücümüz bize yazımızı yazarken, blog da seo yaparken, ön izlemede yayına vermeden önce son rötuşlar için hep lazım olacak. Artık madde madde gidebiliriz. Google Birinci sırada çıkmanın altın formülü neymiş öğrenebiliriz.

 

google-siralamalar

 

Google da 1. Sırada Çıkmanın Sırrı

 

Google da 1. sırada çıkmak için ilk önce hayal etmeyi öğrenmeniz gerekir. Herkes nasıl olur derken, ben ilk sayfada çıkamayan blogcu arkadaşlara şaşıyorum. Tamam ilk sıra çok iddialı ama ilk sayfa asla imkansız değil arkadaşlar. Dünya üzerinde hiç bir formül yoktur ki sizi ilk yazınızda ilk sırada çıkarsın. Google gerek web mastırı gerekse blog yazarını bir gelişim süreci içerisinde takip eder. Ve gösterdiği performans çerçevesinde Google aramalarda yerini belirler. Bu kadar kapsamlı bir konuyu teknik detaylara boğmadan sizlere sunacağım. Yukarıda ki Google sıra sorgulama işleminde sadece ilk sırada değil ayrıca 2. sırada da yine e aktuel urunler.com yani biz varız. Hemen altta yer alan tablo da ise görüntülenme sayımız mevcut. Bu rakamlara ulaşmak asla imkansız değil. Gelin hep birlikte Google da 1. Sırada Çıkmanın Sırrı neymiş okumaya ve uygulamaya başlayalım.

 

arama-siralari

 

Sitenizi yayına verdiniz. Birinci makaleniz üzerinden bir kaç gün geçti ikinciyi de yayımladınız. Artık bir haftalık bir siteye sahipsiniz. Fakat giden gelen yok. İlk indexi almak kolay değildir. Google indexinizi sağlayan ve Örümcek olarak adlandırılan Google Botları blogunuzu muhtemelen bir hafta içinde tanımaya başlar. Bunun içinde aralarında en tecrübesiz olanı size yönlendirir. Halk dilinde biz bunlara ayakçı deriz. Fakat işi askeri sistem içerisinde anlatmak en ideali olacak. Sitenize ilk gelen asker (örümcek, google botu) Er dir. Yani gel dersin gelir, git dersin gider. İlk 15-20 içeriğinizde Er rütbeli örümcek, blog içeriğiniz ile ilgili detayları, yazılarınızın güncellenme sıklığını ve kategorik durumunu On başı olan üstüne rapor eder. Burası sizin ilk geçeceğiniz sınavın yeridir. Onbaşı elindeki raporlara bakarak sizi kendisi denetlemeye karar verir yada Er olan örümceğe dönerek, sen bunları15 gün daha gözlem altında tut der. İlk aşamayı tek seferde geçemeye bakın yoksa O 15 günlerin arkası gelmez. Peki Google 1. sırada çıkmanın sırrını bize getirecek ilk aşamayı nasıl geçeceğiz de sitemizi On Başına denetlettireceğiz.

 

  • Sitemizin adı ile gireceğimiz içeriklerin başlıkları aynı kelimeler içerisinde yer alması gerektiğinden Blog yada Site adımızı seçerken çok iyi düşünmeliyiz. En kısa ve en net olan alan adını seçmeliyiz. İleride Google Adsense ağından para kazanacağımız için Adsense uygun olmayan alan adlarından uzak durmalıyız. Nasıl mı? Ben alan adımı alırken Bim aktüel ürünler ya da a101 aktüel ürünler gibi bir seçim yapabilirdim. Yapmadım neden? Markalara ait alan adları Adsense politikalarına uygun olmaz da ondan. İleride başvurunuz telif hakları ihlali adı altında değerlendirilir. Bu yüzden Ben blogumu en iyi anlatacak ve yaptığım işi özetleyecek olan E Aktüel Ürünler .com adlı alan adını seçtim.
  • Tema seçimi 15 günde 2. aşamaya geçme yolunda bizim elimizden tutmalı, sıkıntı anında destek olacak bir dost gibi olmalı. İlk okul çocuklarının resim kâğıdına yaptığı sulu boya gibi sağı solu akmamalı. Temaya kafa yormayın diyen yazılara aldanmayın, tema isimden sonra gelir. Bu dönemde dikkat edeceğiniz en önemli kıstas temamızın mobil uyumlu olup olmadığıdır. Google da tema ararken Responsive kelimesini yazarak tema araması yapın.  Market yada mağaza sitesi mi yapıyorsunuz responsive online mağaza teması gibi arama yapın. Ve seçtiğiniz temanın mobil uyumu var mı? Mutlaka öğrenin. 2015 Mobil yılı olacak. Abartma demenize gerek yok. Bakın sizlerin bile birçoğunu bu yazıyı cep telefonundan okuyor.
  • Alan adını ve tema işini hallettiğimize göre sıra geldi içerik oluşturmaya. Maalesef bunun için biraz daha bekleyeceksiniz. Yok öyle hemen iki günde içerik oluşturmaya başlamak. Şimdi sırada En az bir sosyal medya ağında kendinize sayfa hazırlamalısınız. Bizim en aktif olduğumuz ağ Facebook sonra Youtube. Siz en az birinde görseli, tasarımı, blog ile ilgili bağlantı linkleri v.s hepsini tamamlanmış bir pozisyon da yayına hazırlık yapmalısınız. İşin bu ayağı halledildikten sonra içerik oluşturmak için son aşamaya 1 adım kaldı demek. 
  • Oluşturacağınız içerik ile ilgili anahtar kelime analizleri yapmayı öğreneceksiniz. Bunun nasıl yapıldığını Blog Hocam'ın Google İle Anahtar Kelime Araştırması adlı yazısından öğrenebilirsiniz.
  • Nihayet yazımızı yazmaya başlayabiliriz. Şimdiye kadar yaptıklarımızı gözden geçirelim.
    • Hangi Konuda yazacağımızı belirledik
    • Buna uygun, blogu en iyi anlatacak maksimum 3 kelimeden oluşan bir alan adı yine üç yıllığına satın aldık.
    • Temamızı seçerken Responsive yani Mobil uyumlu olmasına özen gösterdik.
    • Sosyal Medya sayfaları oluşturduk.
    • AdWords Anahtar Kelime planlayıcı ve diğer yöntemlerle Anahtar kelime analizi yapmayı öğrendik.

Buraya kadar her şeyi tas tamam. Ve bunları iki günde yaptık. Olmaz arkadaşlar. İki günde bu kadar işi hallede biliyorsanız şimdiye kadar köşe olmanız gerekirdi. Öyle olmadığına göre çok acele hareket ediyorsunuz. Sadece doğru temayı bulmak bile benim 1 günümü aldı. Nerede bunun alan adı, kelime planlama. Sonra olmadı hocam. Olmaz tabi. Acelemiz yok. İşi oluşum aşamasında aceleye getirirseniz Er olan asker ile her 15 günde bir görüşürsünüz. İnce eleyip sık dokuyacağız. Kuruluş aşamasında atacağımız bu temelin üzerine sitemizin kolonları yerleştireceğiz. Bu kolonlar bizi Google da 1. sırada çıkaracak yazıları taşıyacak. Şu anda biz öyle sağlam bir temel atıyoruz ki, hiç bir Google Güncellemesi bırakın yıkmayı sallayamayacak bile. Her güncelleme bizim lehimize olacak.

 

Benim tavsiyem şu dur; ben her konuda yazabilirim diyorsanız, alan adını almadan anahtar kelime planlayıcı aşamasını birinci sıraya koyun. Belirlediğiniz konular hakkındaki anahtar kelime araştırması yapın. Ve rekabet edebileceğinize inandığınız anahtar kelimelerden oluşan bir blog yapın. Yok, ben her konuda yazamam, uzman olduğum alanda ilerleyeceğim diyorsanız sıralamayı değiştirmenize gerek yok. Saydığım adımlar arasında mutlaka zaman aralığı yerin. Kafanızı rahatlatacak şeyler yapın. Alan adını buldum diye hemen satın almayın. İki, üç saat hava alın, kafanızı dağıtın ve rahatlamış beyinle bilgisayar başına oturun.

 

Google Örümcekleri için artık hazırız. Yaptığımız blogun temeli o kadar sağlam ki, artık örümcekler bizden korksun. Şimdiye kadar yazdıklarım blogunuzu zirveye taşıyacak ve orada kalmanızı sağlayacak olan yazı dizimin en önemli yapı taşları idi. Bu temel üzerine öyle bir bina yapmalıyız ki, Sultan Ahmet Camisi gibi, Ayasofya müzesi gibi, Taç Mahal gibi hatta Çin Setti gibi. Gelen tekrar gelmeli, gören memleketinde eşine dostuna onu anlatmalı. 2500 yıllık Kız Kulesi gibi her daim ayakta kalıp, varlığıyla ben buradayım demeli. Fark ettiniz değil mi? Bu yapıların en büyük ortak özelliği sağlamlığı ve mimarisi. Bizler blogumuzun mimari işini tema konusu ile çözdük. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Google da 1. çıkmak için bunlar yeterli mi? Hepsi bu kadar mı? Hayır arkadaşlar hepsi bu kadar değil. Yapımızın kolonları olarak tabir ettiğim 2. aşamada kaliteli ve Google uyumlu yazı nasıl yazılır, onu anlatacağım. Yukarıdaki görsellerle ilgili olan sayfaları ziyaret ederek hangi yolu izlemişim, analiz etmeye çalışın. Yazılarımda nelere dikkat ettiğimi isterseniz not alın ve bir sonraki yazıma kadar bu sayfalardaki yazıları örnekleyerek kendi makalelerinizi oluşturun, yayınlayın. Geri dönüşler hangi yönde mini bir gözlem yapın. Bir sonraki yazım Allah nasip eder de ölmez sağ kalırsak. Google 1. çıkmanın 2. aşaması olan Google uyumlu makale ve doğal seo nasıl yapılır onu anlatacağım. O zamana kadar kalın sağlıcakla.

 

e-aktuel Yazar Hakkında: Merhaba ben Selahattin Barışkan, 2010 yılında Dünyanın en büyük çöplüğü olarak gördüğüm İnternet ortamına sıfır bilgi ile giriş yapan, ardında 6 tane çöp site bırakan, bugün bilgi ve birikimimi E Aktuel Ürünler .com için kullanan sizin gibi biriyim.

Devamını Oku...